Header Ads

Seviyorum renkli çorap ve donları

Kadir Çöpdemir, şirin Sever ile Bülent Ülgen’in sunduğu Kanaltürk’teki “Pazar Eki” programına konuk oldu. Canlı yayında hem soruları yanıtladı, hem çorap şov yaptı!

En mutlu olduğunuz yer neresi? Set mi, stüdyo mu, sokaklar mı?          
   
- Beni kastırmadıkları, patronların, yayın yönetmenlerinin üstüme basmadıkları her yerde mutluyum! Bana yaşam alanı bırakıldığında daha verimli oluyorum. Ben prova yapmaktan hoşlanmam ve prova yaptığımız işler de tatsız geçer.  Çerçeveyi çizer hesap kitap yaparlar ya, ben bundan haz etmem.

Ünlü radyoculardan Hopdedik Ayhan, “Elimde olsa Kadir Çöpdemir’i radyolara geri çağırırdım. Onun sohbetini özlüyoruz” dedi bir söyleşide. Siz de özlüyor musunuz radyoculuk günlerini?

- Güzeldi o günler, özlediğim zamanlar da oluyor... Radyo tek adam işi sonuçta! Sen varsın, mikrofonun var ve seni dinleyen ahali var. Hayli uzunca yaptık bu işi; 15-16 yıl kadar. Kendimizi ifade ettik, kendini ifade etmek isteyenlere de vesile olduk. Tamam çok zevkli ama her gün yapınca tatlı bir yorgunluk oluşuyor. Biraz da deli bir radyocuyduk, ilkleri yaptık. Yayında “karnım aç” dediğimde üç-beş kişi tencereyi kapıp yemek getirirdi, öyle günlerdi. şimdi sayıları çoğaldı.

Kırılma noktanız “Ekmek Teknesi” miydi?  

- Tabii. ıyi ki öyle bir işte çalışmışız, ileride çocuklara anlatacak güzel bir anımız oldu hiç değilse. Ama artık yok böyle diziler. Haddimi aşmayayım ama “Hababam Sınıfı”na duyulan, Ertem Eğilmez filmlerine duyulan muhabbet gibiydi o diziye hissedilenler.

“BUGÜN NE GİYSEM”E KATILABİLİRİM  

Türkiye’de belli sayıda komedyen var, siz de en az onlar kadar laf cambazı, hazırcevap ve esprilisiniz, güldürüyorsunuz. “Neden adım bu komedyenler arasında sayılmıyor?” diye düşündüğünüz olmuyor mu hiç?

- Yaşım çok ilerledi, 45 yaşındayım ve kafamda hiç soru işareti yok. Babaanneciğim hep “ınsan nasibini alır” derdi. Ben de birtakım işler yapıyorum, oluşan kazancımla da yaşam kalitem için neler yapabileceğime bakıyorum. Hayatıma devam ediyorum, sorulara takılmıyorum. O bahsettiğiniz isimlerin arasında olup olmamak da beni hiç heyecanlandırmıyor. Beni heyecanlandıran bir işim olsun, yiyeyim içeyim, sakin bir hayatım olsun... Hayatın tadını çıkarmak istiyorum.

Habertürk’te “Takımdan Ayrı Düz Koşu!” adlı bir spor programınız var. Futbol yorumcusu olmak gibi bir hayaliniz var mıydı?  

- Meraklıyım spora... Hem spor olarak, hem de futbolun entelektüel tarafına merakım var. Bilgiye dayalı, okunan bir şey futbol benim için; takip ederim. Yeşil saha etrafındaki mücadele de ilgimi çeker. Aynı zamanda da bir taraftarız. E ona bir de mizahi tadımızı katınca, zevkli oluyor diye düşünüyorum.

Geçen haftalarda programda giydiğiniz çorapları gösterdiniz, herkesi güldürdünüz! Bu nasıl bir spor programı Allah aşkına?

- (Çoraplarını gösteriyor) Bakın şimdi de öyle, şu ayakkabılarımdaki bağcıklardan çoraplara geçişe dikkat ettiniz mi? Ayıptır söylemesi o renk geçişi donuma kadar devam ediyor ama şimdi göstermeyeyim! “Bugün Ne Giysem” yarışmasına katılabilirim yani. Ama o jüriden geçemem, çok zor! Ya eskiden böyle değildim, sonradan bana bir şey oldu; seviyorum renkli çorabı, renkli donları.

KOMÜNİSTTİM AMA MECBUREN DÖNDÜM    

Sizi diğer komedyenlerden ayıran bir özelliğiniz de politik duruşunuzu saklamamanız. Geçmişte bir siyasi partinin, Cem Boyner’in kurduğu YDH (Yeni Demokrasi Hareketi) kurucu üyesi bile oldunuz. Politikalı seviyor musunuz?

- Ben eski komünistim, artık değilim tabii, döndük mecburen! Ondan sonra başladık okumaya yazmaya... O zaman da “Hay Allah yanlış şeye inanmışız” dedik. Liberal burjuva demokratı gibi hissettiğim zamanlarda da YDH çıktı ortaya. E baktık, aynı şeyleri düşünüyoruz, kurucu üye olarak girdim. Ama herkes TÜSıAD üyesi, bir tek ben cıbır! Ne işim varsa aralarında! Öyle bir parti ki, çalışma toplantıları falan Çırağan’da yapılıyor, düşün... Ama Cem Boyner seviyor bizi, yakınında tutuyor sağolsun. Bir çalışma toplantısında, büfede somonlu yemekler falan var. O zamanlar, şimdiki gibi her mönüde yok somon.. Ben de biliyorum somonu ama hiç yememişim. Masada konuşmalara veremiyorum dikkatimi, aklım büfede, ne zaman yiyeceğiz şu somonu diye! Neyse bir garson geldi, servise başladı. Millet konuşuyor, ben sandviçe gömüldüm. O an n’oldu bana, politika benim için yanlış bir yer mi acaba diye düşündüm. Binde beş oy aldık tabii, sonu hüsran. Düşüncelerimiz içimizde kalsın dedik. Ah o parti şimdi çıkacaktı ki... Kardeşiniz belki de bir başbakan yardımcısı olarak burada oturuyor olacaktı! Ama başbakan yardımcısı da olsam, renkli çoraplarımdan ve donumdan vazgeçmem, söyleyeyim!

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Bumerang - Yazarkafe
Önizleme