Header Ads

Ben aldatılsam hisseder ve ortaya çıkarırım

Annesinin hastalığı döneminde tiyatro çalışmalarına ara veren Sibel Turnagöl, yeni adresinde, yepyeni bir oyunla sahneye döndü. Alışık Tiyatrosu’ndan dört yıl önce ayrıldığını söyleyen Turnagöl, şimdi Duru Tiyatro’nun “Tatlı Çarşamba” oyununda aldatılan bir kadını canlandırıyor.

Sadri Alışık Tiyatrosu’yla yollarınızı ne zaman ayırdınız?  

- Dört yıl olmuştur sanırım. En son “Bu Aşkta Bir şey Var” oyununu yaptım. Sonrasında annemin rahatsızlığı araya girdi. O süreçte başka tiyatrolardan da teklif gelmişti ama annemi bırakamazdım.

Duru Tiyatoro’ya geçişiniz nasıl oldu?

- Annemi kaybetmemden kısa süre sonra Emre’den (Kınay) bu teklif geldi. Ben de kabul ettim. Çok da memnunum iyi ki şu an Duru Tiyatro’dayım. Yanlış anlaşılmasın, Alışık Tiyatrosu’yla da çok keyifli çalışmıştım. Ama farklı bir tiyatroda olmak güzel.

Verdiğiniz o uzun arada tiyatro sahnesini özlemiş misiniz?

- Hem de çok özlemişim. Zamanımın büyük kısmı atölyede geçiyor ama insanın kendi işini yapması başka bir keyif.

Mesleğe ilk başladığınız dönemde birçok sinema filminde de rol aldınız. Peki setleri özlemediniz mi?

- Evet, sinemayı da çok özledim. Zaten yaza bir projemiz var Limon Yapım’la. ınsan bu kadar ara verince, hepsini birden yapmak istiyor.

Hikayesi nedir filmin?    

- Gerçek bir hayat hikayesi. Bir kızın, hatıra defterinden yola çıkarak annesinin geçmişini öğrenmesini anlatıyor. Dramatik ve çok hoş bir hikaye. Yaşayan kişi Adana’da. Hikaye onunla görüşülerek oluşturuluyor, daha sonra senaryolaştırılacak. Bu yaz çekmeye başlayacağız.

ALDATILSAM MUTLAKA ORTAYA ÇIKARIRIM

Gelelim tiyatro oyununuza... “Tatlı Çarşamba”da Dorothy’yi oyunuyorsunuz. Dorothy, kendisini eşine adayan ve aldatılan bir kadın, değil mi?

- Dorothy, eşinin düzenini, çocuklarının hayatını hep kendi zevk ve isteklerinden önde tutmuş, kendi hayatını geri plana atmış bir kadın. Kendisini unutmuş daha doğrusu. Düşünün, aslında parlak renkleri seviyor ama kocası “siyah seviyorum” dediği için hep siyah giyiniyor. O derece... Kocasına gelince, her çarşamba iş ziyaretinde!

Kadınlar aldatıldığını hisseder. Dorothy farkına varmıyor mu?

- Zaman zaman şüpheleniyor ama buna takılarak sistemi bozmak istemiyor. O yüzden üstüne gitmiyor, araştırmıyor. Dorothy değil de Sibel olsa o durumda araştırır, bulur, mutlaka çıkarır ortaya.

Sizin de geçmişinizde bir ihanet olayı var. Bu rol o olayı hatırlatır, beni üzer gibi bir endişe yaşamadınız mı?

- Yok, hiç öyle bir şey düşünmedim. Emre’nin de aklına gelmemiş, hiç bağdaştırmamış. Zaten ben daha önce de aldatılan kadın oynadım. Farklı şeyler aklıma gelmiyor ki...

ALBÜM İÇİN ISRAR EDENLER OLUYOR

Geçmişte müzikle de ilgiliydiniz, albüm bile çıkarmıştınız. Neden sadece bir albüm yapıp müziği bıraktınız?

- Çünkü yanlış bir çalışma oldu. Aslında çok iyi sanatçılardan parçalar alınmıştı ama yönetmenliğinde bir sıkıntı yaşadık. Çok daha hoş olabilirdi o albüm. Ben o yüzden sıkıldım, albümün tanıtım döneminde Bodrum’a kaçtım. Hevesim kırıldı. Aslında istemiyor da değildim. O albüm başkalarının zevkine göre olmuştu, şimdi olsa kendi zevkime göre bir albüm yaparım.

E sonra yapsaydınız kendi zevkinize göre albümü?

- Aslında ısrar edenler de oldu, oluyor. Ben de istiyorum ama bakalım...

şimdi olsa ne tarz bir albüm yaparsınız?

- Hafif batı müziği olurdu herhalde. Onu kendime daha uygun buluyorum.

Bir de butiğiniz var sizin... O ne zamandır açık?

- Beş yıl oldu. Oyuncuların işleri bir vardır bir yoktur ya. Hayatımızı maddi anlamda idame ettirmemiz gerekiyor. Ben de ileriyi düşünerek bir yan işim olsun istedim. Sahne kostümlerimin modellerini, kumaşlarını hep kendim bulurdum ve beğenilirdi. Bir butik açmaya karar verdim. Bunu söylediğimde yakınlarım “Ne yani oturup gelinlik mi yapacaksın?” dediler. “ıyi fikir, düşünmemiştim” dedim. Ve aldığım ilk sipariş bir gelinlik oldu. Ama butiği açtıktan bir yıl sonra annem hastalandı, burayla da ilgilenemedim. şimdi hayatımdaki her şeye yeniden başlıyorum.

O POZLARI NİYE VERDİM BİLMİYORUM

Bu arada siz tescilli bir güzelsiniz. Bunun yararlarını gördünüz mü?

- Tabii... Ailem beni konservatuvara göndermedi. Çünkü bu işlerde olmamı hiç istemiyorlardı. Ben de madem konservatuvara gidemiyorum, mankenlik okuluna gideyim, belki beni keşfederler dedim. 16 yaşındaydım. O okul, fotoğraflarımı haberim olmadan yarışmaya göndermiş. Babam “Nasılsa rezil olacak, dereceye giremeyince günlerce ağlayacak” diye düşündü. Ama ben birinci oldum ve o gün film teklifi aldım. şerif ören çekecek ve Kadir ınanır’la da başrol oynayacağım. Hayal gibiydi.

Geçmişte cesur pozlar vermişsiniz... Onlar da mı keşfedilmek içindi?

- Onlar niye var, ben de anlamış değilim. Çocuksun, sana ne yap derlerse yapıyorsun işte... Aslında güzel fotoğraaflardır. Baktığımda utanacağım bir şey görmüyorum ama yine de ne gerek varmış diyorum. O dönem herkesin vardır öyle manasız pozları.

SADRİ, BABASINDAN VE BENDEN DAHA MANTIKLI

Oğlunuzla aranız nasıl?

- Çok iyi... Genç anne olmanın avantajı var. Aslına bakarsan nasıl büyüdü anlayamadım, çünkü ben de 19 yaşındaydım anne olduğumda. Annem özellikle 5 yaşından sonra çok baktı Sadri’ye. Hatta kendi çocuğu gibi görüyordu.

Nasıl bir çocuk Sadri?

- Çok iyi bir çocuktur, çok hassas ve saygılıdır. Bazen benden de babasından da daha mantıklı davranıyor. Zaten her şeyimi Sadri’ye soruyorum artık. Küçüklüğünden beri her şeyi danışırım oğluma.

Onun oyuncu olmak gibi bir isteği var mı?

- O idarecilik işiyle daha ilgili. Koç Üniversitesi Uluslararası ılişkiler Bölümü’nü bitirdi. şimdi hem okul hem de tiyatroda babasıyla birlikte çalışıyor. Ben çok istemiyorum oyuncu olmasını.

Neden?

- ınsanı çok yıpratan bir iş. Küçücük şeyle dünyanın en mutlu insanı oluyorsun ama bir eleştiri de yerin dibine çekiyor. Yapmak istediklerinin çok azını yapabiliyorsun. Duygusal açıdan hem göklere çıkaran hem de yerin dibine sokan bir meslek, arası yok. Sadri’nin daha stabil ve ekonomik anlamda hayatını daha iyi geçirebileeği bir işi olmasını isterim.

YALNIZLIĞA ALIŞTIM TEKRAR EVLENMEM

Tekrar evlenmeyi düşünmediniz mi?

- Bazen düşünüyorum, sonra vazgeçiyorum.

Sizi vazgeçiren ne oluyor?

- Yürütüp yürütemeyeceğimden emin değilim belki de. Ya da belki böyle yaşamaya alışmışımdır. Beni çok iyi anlayan birisi olması lazım. Kolay bir şey değil evlilik.

Oğlunuz Sadri’nin görüşünü aldınız mı bu konuda?

- Dediğim gibi, zaten her konuda onun görüşünü alıyorum. Daha önce olumlu bakmıyordu. ıstesem de yapamazdım yani, onu mutsuz edemezdim. Ama büyüdükçe “Bu konuda eskisi gibi katı değilim” demeye başladı.

KEREM BENİM OĞLUM DEĞİL, ABİM DEĞİL

Geçmişte eski eşiniz Kerem Alışık’ın hiçbir ilişkisi hakkında yorum yapmazdınız. Fakat Songül Öden’le birlikteliğinde sessizliğinizi bozdunuz, “mutlu olsunlar” dediniz.

- Ben bu sorulara cevap vermek istemiyorum aslında, hakikaten beni ilgilendiren bir durum değil. Çünkü Kerem benim oğlum değil, abim değil... Evlenmişiz, ayrılmışız, bitmiş. Ben de böyle bir soru gelince sadece “Mutlu olmak herkesin hakkı, herkes mutlu olsun” dedim. Başka da yorum yapmam.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Önizleme
Bumerang - Yazarkafe